ATATÜRK DÜŞMANLIĞINI KİMLER NEDEN YAPIYOR?

ATATÜRK DÜŞMANLIĞINI KİMLER NEDEN YAPIYOR?

Atatürk her alanda milli olmuştur (tarih dil tarım sanayi) Atatürk’ün yapmış olduklarını yazmaya ne kalem yeter ne de benim ömrüm öyle bir insan öyle bir lider dünyaya gelmemiştir sözü bundan dolayı söylenmiştir hangi lider var ki her anını ülkesinin milletinin yarınları için harcayıp bir şeyler inşa etsin?
Bu haber 2017-01-01 13:54:02 eklenmiş ve 1411 kez görüntülenmiştir.

ATATÜRK DÜŞMANLIĞINI

KİMLER NEDEN YAPIYOR?

Ülkemin penceresinden bakıyorum insanlarına gördüklerim karşısında üzülüyorum… Çünkü bizleri karanlıktan aydınlığa devrimleriyle çıkaran Ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü, ülke insanlarının hiç anlamadığını o zorluklarla inşa etmiş olduğu aydınlık dünyayı yıkmak ve yerine gerici Ortadoğu zihniyetini kurmak için nasıl büyük mücadeleler verdiklerini görüyorum her anı için keşke dediğim ne çok şey olduğunu anlatamam…

            Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk devrimleriyle her şeyi ülkenin ve milletin yarınları için yapmıştır Atatürk’ün devrimlerine baktığımız zaman eğer aklımız karanlıkların esiri değilse net bir şekilde görmüş oluruz ki yapmış olduğu devrimlerinde kendi şahsi menfaatlerini asla düşünmemiştir. Kim Mustafa kemal Atatürk’ün yerinde olsaydı saltanatı kaldırmaz mutlaka kendi menfaati için kullanırdı yapabilirdi elinde büyük fırsatları vardı. Atatürk’ün tek düşüncesi ülkesi, milleti olduğundan dolayı her şeyi onların geleceği için inşa etti. Ülke insanlarındaki Atatürk düşmanlığını anlamakta zorlanıyorum ve soruyorum; Atatürk sizlere geleceğinize ülkemize iyilikten başka ne yaptı da bu kadar büyük düşmanlık yapmaktasınız? biliyorum o yosunlaşmış köhne beyninizin bana verecek cevabı yok! çünkü sizlerde çok iyi biliyorsunuz ki Atatürk’ün akıl ve bilime dayalı inşa etmiş olduğu her şey bu ülkenin yararları içindir kesinlikle içinde şahsi bir tek maddesi yoktur. Vatanım, milletim diyen tek liderdir.

            Bu ülkede Atatürk düşmanlığı neden var? Bunu hem Atatürk’ün yolundan gidenler hem de Atatürk’ten haz almayan gericiler tarafından çok iyi biliniyor ki Atatürk yapmış olduğu ilke inkılaplarıyla gerici zihniyetlerin, şahsi menfaatlerini vatana tercih eden siyasilerin ve Dış güçlerin ülkenin üzerinde oyunlar oynamasının yollarına taş koymuş olduğundan dolayı büyük bir düşmanlık yapmaktadırlar.

 

 Yeşeren Kalem

 

ATATÜRKÜN İNŞA ETTİĞİ ÜÇ MADDE DIŞ DEVLETLERİN KÖTÜ EMELLERİNİN ÖNÜNÜ KAPATAN EN BÜYÜK ENGELLERİDİR.

 

1- TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ KURDU (29 Ekim 1923): Tabi ki öyle kolay olmadı, Osmanlı devleti dağılması Mondros ateşkes antlaşmasının imzalanması işgal devletlerinin ülkeyi işgal etmesi orduların dağılması silah yok her şey bitmiş derken bitmedi diyen bir Mustafa kemal Atatürk vardı. Hazırlık dönemi ve sonrası kurtuluş savaşı bütün dünya devletlerine büyük mücadelesiyle ders veren Mustafa Kemal Atatürk bir Türk Devletinin kuruluşunu ilan ederek iç ve dış düşmanlarımıza bu topraklardan asla taviz vermeyeceğimizi Türk yurdunun en son Türk ölene kadar asla savrulmayacağını ve Türk milletinin hiçbir zaman kimsenin boyunduruğunda yaşamayacağını göstermiştir.

 

2- SALTANATI KALDIRDI(1 Kasım 1922): Bitmiş tükenmiş bir Osmanlı devletinin padişahı dış güçlerle iş bilirliği yapıyor asırlardır bütün dünyaya meydan okuyan Türk milletini kendi menfaatleri doğrultusunda dış devletlere servis yapıyordu. Mustafa Kemal Atatürk 1 Kasım 1922 de saltanatı kaldırarak Türk ülkesini, milletini güvence altına almıştır. Bütün ülke benim malım diyen bir zihniyete kul olmak önünde eğilmek bükülmek dönemi Türk milleti için sona ermişti artık ülke sadece milletindi milletin sözü geçerli olacaktı

 

3-HALİFELİĞİN KALDIRILMASI( 3 MART1924): Halifelik sadece bulunduğu ülke sınırları içindeki bir makam değildi aynı zamanda bütün İslam âlemini temsil etmekteydi bu durum dış güçlerin ülkemiz içine doğrudan karışması gibi durumlarını kolaylaştırıyordu ve cumhuriyetin ilanından sonra yenilikler karşısında büyük bir engel olan halifelik kaldırılmıştır. Halifeliğin ne anlama geldiğini bilmekte zorlanan zihniyetler bugün hala bunun derdini yanmakta ve Atatürk’e bundan dolayı dinsiz söylemlerinde bulunmaktadırlar açıklama (İslam dininde yerine geçen devam ettiren, din ve dünya işlerinin başkanı demektir. Peygamber, Müslümanların din ve dünya işlerinin başkanı idi. Hz. Muhammed vefat edince, Müslümanlar kendilerine Halife adı verilen bir başkan seçtiler. Böylece Halife kelimesi Arap Devletlerinde devlet başkanına verilen bir san oldu)

Emeviler devrinde halifelik babadan oğula geçen bir saltanat haline geldi, Emeviler döneminde Müslüman Araplarla Müslüman olup Arap olmayanları birbirinden ayırırdılar Arap olamayanlara köle denirdi ve devlet işlerinden ordudan uzak tutulurdu. Emeviler aynı zamanda ırkçılardı Emevilerden sonra Abbasiler başa gelerek İslam devletinin yönetimini beş asır üstlenmiştir. Abbasi halifelerinin güçsüzleştiği dönemlerde Türk devletlerinin sultanları tarafından hep koruma altında olmuşlardı. kısacası halifelik Araplar tarafından kurulan devletlerde ülkeyi yönetenlere verilen san haline gelmişti. Türk milleti olarak İslam dinini seçmiş olabiliriz fakat Arapların yönetim şeklini seçmemiştik öyle ki Türkler Müslümanlığı kabul ettikten sonra devlet yöneticilerimiz, halifelerin siyasi ve devlet işlerimize karışmasına asla izin vermemişlerdi.

 Halifelik Osmanlıya Yavuz Sultan Selim zamanında geçmiştir fakat halifelik biz Türklere geçmeden öncede bizler Allaha, Kurana inanan Müslümanlardık yani halifelik geldi. Bizler, Müslüman olduk değil ve Halifeliğin bize geçmesiyle TÜRK Töresi Araplaşmış ve halifeliğin biz, Türklere yararı hiç olmamıştır. Çünkü biz Türkler var olduğumuz günden itibaren savaşçı özelliğimiz cihan hâkimiyeti düşüncemizden dolayı birçok devlet kurmuş kıtalara yayılarak zaferler kazanan millet olmuştuk ve bu başarılarımızda halifelik makamı yoktu halifelik makamı sayesinde alınmadı, Halifelik makamının bir kez işe yaracağını düşünen Osmanlı padişahı İkinci Abdulhamit, Birinci Dünya savaşında halifelik makamını kullanıp çağrısıyla bütün Müslümanların Osmanlı devletinin yanında olacağı düşüncesi(ümmetçilik düşüncesi) ve Arapların İngilizlerin yanında yer almasıyla halifelik makamının yine bizlere yararının olmadığını tarih sayfalarında altın harflerle yazılmıştır. Atatürk halifeliği kaldırmakla Allah ile kul arasına kimsenin giremeyeceğini İslam dinini Allah’ın yeryüzündeki kuranından okuyarak öğrenilmesi gerektiğini düşünerek diyanet işleri ve vakıflar genel Müdürlüğünü kurmuştur din siyaset dışı bırakılmıştır. Atatürk bu konuda söyle demiştir: Din gibi temiz bir duygu, politika gibi kirli oyunlara alet edilemez.

Din ait olduğu yerde temiz vicdan sahnesinde yaşanmalıdır. Bu konuda Atatürk’ün ne kadar ileri görüşlü olduğunu bir kez daha görmekteyiz. Bugün halifelik makamı olmadığı halde dini kendine alet eden bir takım şeyh, molla, hoca, tarikat üyelerinin peşinden insanların nasıl gittiğini, ülkenin nasıl büyük sorunlar yaşadığını dini siyasete katarak yalan dolanlarla ülkeye millete nasıl zararlar verildiğini bizlere bir kez daha göstermiş oldu. Birkaç gün önce yaşamış olduğumuz hala sıcaklığını koruyan 15 Temmuz olayını çok uzağa gitmeden gösterebiliriz.

 

Atatürk’ün inşa etmiş olduğu devrimlerinin her biri bir deniz okyanus. Dünyada ki bütün bilim adamlarının yazmış olduğu kitaplardan daha değerli donanımlı ve derin olduğunu her gün yaşayarak okuyarak tekrar tekrar tanık oluyoruz.

 

ATATÜRKÜN İLKELERİNİN ÜLKEMİZ SINIRLARI İÇİNDE YAŞAYANLARA NASIL ZARARLARI VARDIRDA BU KADAR ÖFKELİLER

 

1- Cumhuriyetçilik: 29 EKİM 1923: Hükümet başkanının, halk tarafından belli bir süre için ve belirli yetkilerle seçildiği yönetim biçimidir, egemenlik hakkının belli bir kişi veya aileye ait olduğu monarşi ve oligarşi kavramlarının zıttıdır. Yönetim biçimi olarak millet egemenliğine dayalı, ulusun kendi kendini yönetmesidir. Sınıf ve cins ayrımı olmaksızın herkesin yönetime katıldığı yönetim biçimidir. Atatürk, Cumhuriyet için; “Türk milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare” ifadesini kullanmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün sayesinde kula kulluk etmekten, ülke sadece benim ve oğullarımın diyen zihniyetten kurtulmuş kendi hür irademizle seçme seçilme özgürlüğüne sahip olduk. Atatürk’ten önceki dönemlerde toplumda varlığı yokluğu asla belli olmayan köle mal gibi görülen hiçbir toplumsal ve siyasi hakları bulunmayan kadınlar Atatürk sayesinde Erkeklerle eşit haklara sahip olarak ilk kez belediye muhtar milletvekili gibi siyasi hakları ve bütün statüleri kazandık ilk kez insan sayılarak varlığımızdan haberdar olundu medeni kanunla biz kadınların bütün haklarını güvence altına almış olan Atatürk e saldırmanızdaki neden nedir? Bakınız şimdi Ortadoğu ülkelerine en basit olay başı kapalı olmadan dışarı çıkan kadın öldürülüyorken bizim ülkemizde özgürce istediğimiz gibi giyip özgürce yaşamaktayız. Bunların hepsi Atatürk ün sayesinde unutmayınız.

 

2- Milliyetçilik: Atatürk'e göre millet; geçmişte beraber yaşamış, gelecekte de beraber yaşama düşüncesi taşıyan aynı vatana, dile, kültüre ve duyguya sahip olan insanların oluşturdukları topluluktur. Türkiye devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür ifadesi vardır. Atatürk'ün milliyetçilik anlayışının genel özellikleri şunlardır:

* Milliyetçilik ilkesi; milletini çok sevmek, milletini çağdaş bir toplum haline getirmek için her türlü fedakârlığı yapmak anlayışını temel alır.

* Milliyetçilik ilkesi ayrıcı değil, birleştirici ve bütünleştiricidir. Kendini Türk olarak gören herkesi Türk kabul eder. Milliyetçilik anlayışı milli birlik ve beraberlik düşüncesini kendine esas alır.

* Atatürk'ün milliyetçilik anlayışı vatanın bağımsızlığını, milletin devletiyle olan bölünmez bütünlüğünü her şeyin üzerinde tutar.

* Atatürk'ün milliyetçilik anlayışının temelinde diğer ilkelerde olduğu gibi insan ve insanlık sevgisi vardır. İnsana ve insanlığa değer verir. İnsancıldır ve barışçıdır.

* Milliyetçilik anlayışı laiktir. Dini, mezhebi, inancı ne olursa olsun, kendini Türk olarak gören herkesi Türk kabul eder.

 

3- Halkçılık: Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan herkes kanunlar önünde eşittir ve tüm vatandaşlar devlet hizmetlerinden yararlanma hakkına sahiptir. Atatürk’ün halkçılık anlayışı, sınıf ve zümre ayırımını öngörmez, bütün milleti kapsar. Atatürk, bunu şöyle dile getirmiştir. “Bizim düşüncemizde; çiftçi, çoban, işçi, tüccar, sanatkâr, asker, doktor, kısacası herhangi bir toplumsal kurumda çalışan bir vatandaşın hak, çıkar ve hürriyeti eşittir. Atatürk bu sözüyle Türk toplumunda ayrıcalıklara karşı olduğunu da vurgulamış olmaktadır.

Halkçılık, cumhuriyetçilik ilkesinin içerdiği demokratik, özgürlükçü, çoğulcu yönetimi destekler. Çünkü halkçılık; cumhuriyet yönetiminde devlet ve millet olanaklarının kullanılmasını ve halk yararının gözetilmesini amaçlar. Sınıf egemenliğini reddeder. Belirli kişilere, ailelere değil, güçsüzlere, halka dönüktür.

Halkçılık ilkesiyle doğrultusunda yapılan en büyük yenilikler.

- Kıyafet devrimi - Tekke ve Zaviyelerin

- Türk Medeni kanununun kabulü

- Soyadı kanunu

- Kadınlara Siyasal haklar tanınması Laiklik ilkesi: Lâiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması, din ve vicdan hürriyetinin devlet tarafından güvence altına alınmasıdır. Atatürk bu konudaki görüşünü “Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalıyoruz.” Sözüyle ifade etmiştir. Dini tam olarak bilmeyen bazı kişiler, toplumu yanlış yönlendirip çıkar sağlamaya çalışmışlardır. Atatürk, böyle kişilerin istismarını önlemiş, bu konuda şunları söylemiştir: “Bizi yanlış yola sevk eden soysuzlar, bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler saf ve temiz halkımızı, hep din kuralları sözleriyle aldata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, Görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din örtüsü altındaki küfür ve kötülüklerden gelmiştir.” Atatürk’ün din ve lâiklik konusundaki görüşlerinden bazıları şöyledir:

“Dinime bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam ona da öyle inanıyorum.” “Din gerekli bir kurumdur. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur.” Lâiklik ilkesinde, din düşmanlığı değil, devlet tarafından inanç hürriyetinin tarafsız bir şekilde sağlanması öngörülür.

İnsanların vicdanlarına baskı yapılması İslâmiyet’le bağdaşmaz. Çünkü İslâmiyet, vicdan hürriyetini, hoşgörü, barış ve kardeşliği öngörür. Ayrıca İslâm dini, hurafeleri ve boş inançları yasaklar, aklı, bilimi, güzel ahlâkı ve ilerlemeyi önerir. Atatürk, İslâmiyet hakkında şunları söylemiştir: “Bizim dinimiz en makul ve en tabiî bir dindir ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bu dinin tabiî olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uyması lâzımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur.”

Laiklik ilkesinde İslam dinine karşı tek bir kötü söz karşıtlık ya da İslam dinini yaşamayın bırakın diye bir madde olmadığı halde Atatürk’ü din düşmanı olarak millete yıllardır neden göstermeye çalıştıklarını bizzat satırlarda Atatürk’ün sözlerini okurken anlamış oluyoruz. Laiklik ilkesinde kur an okuma ibadetlerini yapma İslam’a inanma diye bir madde zorlama yoktur, tam aksine özgürce dinin yaşanmasından yanadır Laiklik. Mustafa Kemal ATATÜRK İslam dinine sonsuz bir inanca sahipti fakat bunu siyasi emellerine hiçbir zaman katmadı bu da İslam dinine ne kadar saygısı olduğunu göstermektedir.

Laik bir ülke olmamıza rağmen yıllardır siyasiler hep dini kullanarak insanların oylarını alıp ülke yönetiminde olmadı mı ve bu yüzden yıllardır halk fakir belli zümreler zengin ve torpilli olmadı mı en önemlisi bu gün dış devletler din maskelerine bürünenleri kullanıp ülkemize büyük sorunlar yaşatmadı mı? O zaman susunuz artık çekin kirli beyinlerini ellerinizi ülkemizin üstünden de Atatürk aydınlığıyla yol alalım ya yanımızda olun ya da tamamen SUSUN!

 

4- Devletçilik: Devletçilik ilkesi, ekonomik kalkınmada izlenecek yolu ve yöntemi gösterir. Bu ilke aynı zamanda Atatürk’ün ekonomik alandaki görüşlerini de yansıtır. Bu ilkenin amacı, Türk toplumunun refah düzeyini yükseltmek ve güçlü bir ekonomiye sahip olmasını sağlamaktır. Devletçilik ilkesi de diğer ilkeler gibi ülkemizin içinde bulunduğu durum ve karşılaştığı sorunlara, bir çözüm olarak ortaya çıkmıştır.

Bugün sevmediğiniz hakaret ettiğiniz Atatürk’ün devletçilik ilkesinin doğrultusunda maddi yardımların yapıldığını görmekteyiz.

Yeşil kart – kömür dağıtımı – ekonomiyi güçlendirmek adına KOSGEB, Tarım bakanlığı ve diğer bakanlıkların kendi bünyeleri doğrultusunda vermiş olduğu hibeler ,faizsiz krediler yardımlar …….. Gösterilebilir

 

5- İnkılapçılık (devrimcilik) ilkesi: Atatürk ilke ve inkılâpları, tam ve mükemmel bir bütündür. Biri ötekini tamamlar. Çünkü akılcıdır. Bilimcidir. Gerçekçidir bunun tanımını en güzel biçimde Atatürk’te buluyoruz. Atatürk diyor ki: Bu inkılâp, kelimesinin ilk anda işaret ettiği ihtilâl manasından başka, ondan daha geniş bir değişikliği ifade etmektedir. Bu günkü devletimizin şekli, asırlardan beri gelen eski şekilleri ortadan kaldıran, en gelişmiş tarz olmuştur Türk milletini son yüz yıllarda geri bırakmış olan kurumları yıkarak yerlerine, milletin en yüksek medenî gereklere göre ilerlemesini sağlayacak yeni kurumlar koymuş olmaktır.”

İnkılâpçılık milletin ilerlemesini temin edecek müesseseleri geliştirmek, korumak ve savunmaktır. Bunların korunması ve savunulması inkılâpların amaçlarının kavranmasıyla mümkündür.Atatürk inkılâbın amacını şöyle açıklar: “Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılâpların amacı, Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağdaş, bütün anlam ve görünüşü ile uygar bir toplum durumuna ulaştırmaktır.”

Atatürk devrimleri ülkeye ve ülke insanına yarardan başka bir şey yapmamıştır.

Atatürk ne dış devletlerle ne de terör örgütleriyle masaya oturup ülkeyi bölmeye yeltenmemiştir.

Atatürk Dış güçlerin sözüne hiçbir şekilde itimat etmeden ülke menfaatlerini daima ön planda tutmuştur.

Atatürk dini kendine kalkan yaparak insanları kandırmamıştır.

Atatürk kadın erkek eşitliğinden yana olmuştur.

 

Yeşeren Kalem

 

Atatürk her alanda milli olmuştur (tarih dil tarım sanayi …..) Atatürk’ün yapmış olduklarını yazmaya ne kalem yeter ne de benim ömrüm öyle bir insan öyle bir lider dünyaya gelmemiştir sözü bundan dolayı söylenmiştir hangi lider var ki her anını ülkesinin milletinin yarınları için harcayıp bir şeyler inşa etsin?

Ülkemizde ülkenin kurucusuna hakaret saygısızlık yapılmasının tek sebebi siyasetçilerdir kendi çıkarları için Atatürk’ü din düşmanı ilke inkılaplarını dini yok etmek için yaptığını yalan yanlış söylemlerde bulunduklarından dolayı olmaktadır. Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisinde Başbakan bakan milletvekili olarak bulunabiliyorsanız özgürce düşüncelerinizi dile getirip çağdaş medeniyetler seviyesindeki insanların giyim ve kuşamlarında görünerek bilhassa kadın milletvekilleri daha önceki zamanlarda insan olarak bile sayılmazken siyasi ve toplumsal bütün haklarınızı kullardan alıp elinize veren Atatürk ün sayesindedir. minnet, insanca yaşama borcunuzu saygısızlık yaparak mı ödüyorsunuz bu yaptıklarınızı ne Türk milleti ne de Tarih asla affetmeyecek ve biz Atatürk’ün çocukları ilke inkılaplarından asla taviz vermeden onun açtığı yolda yürüyeceğimize ant içtik sözümüzü tutacağız.

 

Saygılarımla

KARACA DENİZ

Yazar Twitter Adresi: twitter.com/deniz0101011

 

Tüm KÖŞE YAZILARIMIZI Okumak İçin

Buraya TIKLAYIN


ETİKETLER : Karaca Deniz @deniz0101011 Atatürk düşmanlığını kim neden yapar? en iyi köşe yazarı en çok okunan köşe yazısı sözcü köşe yazarı Türkiye Atatürk Asker Cumhuriyet yeşeren kalem tohumlu kalem yeşeren kalem fiyat
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer KÖŞE YAZARI haberleri

Yazarlar

En çok okunanlar

E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Yeşeren Kalem
Anket
En Güzel Yeşeren Kalem Tohumu Hangisi?
Akşam Sefası Tohumu
Kahkaha Çiçeği Tohumu
Fesleğen Tohumu
Roka Tohumu
Sarmaşık Tohumu
Yeşeren Kalem
© Copyright 2017 OduncuTimi®. Tüm hakları saklıdır. Bu site Oduncu Timi haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA