ERKEKLİĞE TAPMAK (ERKEKTİR YAPAR) VE KADIN KURBANLAR

ERKEKLİĞE TAPMAK (ERKEKTİR YAPAR) VE KADIN KURBANLAR

İlk önce bu satırları okumak, kadın okuyucularımız için can sıkıcı ve tiksindirici gelebilir. Bu tip sohbetleri genelde erkekler kendi aralarında konuşur ve ortamda kadın olduğunda bu konuyu keser. Erkek şiddetinin anlaşılması için, bunların bilinmesi şart.
Bu haber 2016-12-22 01:43:02 eklenmiş ve 1369 kez görüntülenmiştir.

ERKEKLİĞE TAPMAK (ERKEKTİR YAPAR)

VE KADIN KURBANLAR

       İlk önce bu satırları okumak, kadın okuyucularımız için can sıkıcı ve tiksindirici gelebilir. Bu tip sohbetleri genelde erkekler kendi aralarında konuşur ve ortamda kadın olduğunda bu konuyu keser. Erkek şiddetinin anlaşılması için, bunların bilinmesi şart.

          Aslında başlığa penise tapmak yazacaktım, çok uygun olamayacağı ve pek çok okuru uzaklaştıracağı için vazgeçtim. Yazdığım ve yayımlayamadığım ŞAMAN adlı kitabımda da kısa olarak belirtmiştim. Bu sefer daha uzun uzadıya yazmaya karar verdim.  Açıkçası pek çok insanın taptığı ya da inandığı şey,  Allah’tan başka her şey.  Bunlardan biri de penisleri. Bir şeye tapmak için onun idolüne, yani putuna ihtiyacımız yoktur. Onun adını besmelesiz anmamamıza, ona sürekli törenler yapıp, adaklar adamıza, kurbanlar kesmemize gerek yoktur.  Mesele onu ne kadar önemsediğimiz ve dokunulmaz ilan ettiğimizdir.

           Penis şeklinde put yapmış kavimlerde vardır. Anadolu’da bereket tanrısı, daha doğrusu bahçeler ve bağlar tanrısı Piriapos, daima komana penisi ile heykelleştirilirdi.  Doksanlı yıllarda turistlik hediyelik eşya dükkânlarında bolca satılırdı. Nisan, Mayıs aylarında havalar ısınınca kartpostalları ortaya çıkardı. Arap diplomat ve seyyah İbni Fadlan’a göre Başkırtlar, Müslüman olmadan evvel tahtadan penis heykellerine taparlarmış.  Bir de Japonların Kanamara Matsuri festivali vardır ki, günümüzde halen devam etmekte. Çoğu kez bunu yapmak için heykeline ihtiyaç yoktur.

       Bu düşünceye, yani erkekliğe tapınıldığı duygusuna ilk defa üniversite üçüncü sınıfta, garip bir sohbetten sonra, kapıldım. Bir arkadaş, Tokat’tan gelen öğrencilerin neden Sivaslı olduğunu, Tokat’ın, neden Sivas’tan çok göç aldığını sordu. Arkadaş da, Sivas’ta GENELEV mi var, yıllar önce kapattık, şimdi her hafta sonu Tokat’a gidiyoruz dedi. Sonra başka birisi de vaktiyle Samsun’dakini kapattırıp, Çorum’a gittiklerini söyledi. Türk erkeği ile fuhuş arasında ilginç bir ilişki var.  Fuhşun müşterisi olmak övünülecek, ballandırılarak anlatılacak bir şey. Erkeklik, yücelmenin yolunu kadını aşağılamakta buluyor.  Sebebi de bunu yapmanın en kolay yolunun böyle yapmak olması. Erkek olduğunuzu ispat bir yana, yüceltmenizin en kolay yolu, kadını, yani vajinayı aşağılamanızdır. Türkçe’nin kullanımı bile bunu gösterir. Millet olarak sözel şiddeti, yani küfrü çok seviyoruz. Mesela İngilizlerin en ağır küfrü Şit, yani b.k, Almanların kirli çuval, Japonlarında aptal anlamına gelen bir kelime. Bizde çok fazla hakaret kelimesi var ve çoğu da cinsel saldırı içeriyor.  Cinsel ilişki, Türkçeye göre erkeğin, daha doğrusu erkeğin cinsel organının tek yanlı yaptığı bir iş, daha doğrusu bir saldır. Sanki İbni Fadlan iddiasında haklı gibi. Erkekliğimizi hangi kadına göstereceğiz? Bu kadın bizimle ortak bir sıfatı taşımamalı. Bizimle aynı dinden, mezhepten, yöreden olmamalı. Bu yüzden bu işi yapacağımız yer, kendi mahallemiz, semtimiz, şehrimiz olmamalı, bu yer bizim evimize, iş yerimize yakın olmamalı. Rus, daha doğrusu doğu Avrupa ve yabancı kadınlara ilgimizin sebebi de bu. Onlarla bir bağımız olma olasılığı zayıf. Onların üzerinden erkekliğimizi doya doya yüceltebiliriz.

 

 

           Yüceltebiliriz diyorum çünkü fuhuş ya da tecavüzün tek sebebi cinse zevk değildir. Pavyonlar ve konsomasyon işi bunun en iyi örneğidir. Malik Aksel’in İstanbul’un ortası kitabında yazıldığına göre bu pavyon ya da konsomasyon ülkemize Beyaz Ruslarla gelmiş. Ekim devrimi ardından iç savaşı kaybeden Beyaz Ruslar, işgal altındaki İstanbul’da, kendi kadınlarının çalıştığı böyle yerler açmışlar. İlk olarak Fransa’da görülmüş bu mekânlar. Dünyaya da yayılmış çünkü erkekliğe tapmak neredeyse evrensel. Buralara hiç gitmediğim halde gitmiş kadar bilirim. Çocukluğum ve ergenliğim, çıraklık ettiğim dükkânlarda, esnafların pavyon-gazino sohbetlerini dinlemekle geçti. Isıtılmış Antep fıstığı gibi ayrıntıları da, ekşi sözlük gibi sitelerden öğrendim. Tanıdığım pek çok esnaf, pavyonlara dadanarak iflas etti.  Pavyonlarda olan şey genelde müşterinin erkekliğinin yüceltilmesidir. Ok az pavyon müşterisi, pavyon kadını ile ilişkiye girer. Çoğu kez hiç biri de bunu yapamaz. Orada müşteriye asıl zevk veren, siz kadınla eğlenirken, bir sürü kişinin size hizmet etmesi, kral muamelesi yapmasıdır. Bunun sebebi ödeyeceğiniz hesaptır. Hesaba en ufak itiraz edin, yeniçerilerin linç ettiği sultan Genç Osman konumuna düşersiniz.

         Bir de ben garip bir tespit yaptım dostlar. Ülkenin pek çok şehrinde genelevleri kapatmak için uğraşan ve bunu başara muhafazakârlar,  bu pavyonlarla ilgili hiçbir şey demez. Buralar kapatılsın diye sadece bir ara Tunceli’de yürüyüş falan olmuştu. Orada da kapandığını sanmıyorum. Türkiye’de gazino, bar, pavyon ve meyhaneler, kitapçılardan daha çok.  Meyhaneler karşı çıkılıyor ama pavyonlara asla. Çoğu ilçe ya da il merkezine uzak ve genelde de göl kıyısında bulunur. İl ya da ilçenin pek çok önemli kişisi (belediye başkanı, vali, ünlü iş adamları), bu gazinodan dönüşte kaza yapar ve ölür. Bu açıdan meşhur Susurluk kazası da olağan bir şeydir. Hatta BAKARA romanımda (internette bulabilirsiniz) böylesi bir olaya yer veriştim, reklam vermek gibi olsun.) Orası zengin erkeklerin, erkekliklerini yücelttikleri yerlerdir. Genelevlerse, gariban erkeklerin milli oldukları yerdir.

        Buraya kadar yazdıklarım özellikle kadın okuyuculara iğrenç gelecektir. Kültürümüzde böyle konulardan, yanınızda kadın varken konuşamazsınız. Çünkü konuşursanız, o kadına cinsellik tekli etmiş ya da sözel olarak taciz etmiş olursunuz. Benimse sizinle olan ilişkim bu yazıyı ya da diğer yazılarımı okumanızdan ibaret olacak. Sizi temin ederim, erkek şiddetini anlamanız için kışkırtılan erkek cinselliğini anlamanız gerekir. Muhafazakârlık ve dindarlık denen şeyin aslında erkekliğe tapınma olduğunu anlamamız gerekir.

            Bunun için din adamlarını biraz dinlememiz yeterli. Cennet tasvirlerinden bahsedelim. Burada bekâr ölen kadına cinsellik yoktur. Bekâr erkeğe ise huri kızları vardır. Bu kızlar yüksek köşklerde mümin erkekleri bekler.  Evli erkeklere ise huriler ve karısı vardır. Kadınların sinirleri alınacak, cübbeli Ahmet hocamız öyle diyor. Olay sadece huri kızlarının varlığı da değil. Hepsi de 12 - 14, en fazla 16 yaşlarında olacak, bakire olacak ve her ilişkiden sonra tekrar bakire olacak. Bakire kız arayışının sebebinin, çocuğun babasının belli olması için gerekli olduğu söylenir, başka gen karışmasın diyeymiş. Cennette bunun ne gereği var? Cennette de çocuklarımız mı olacak? O sonsuz ömürde, sonsuz çocuğumuz mu olacak? Bir de neden ergen kızlara olan bu ilgi? Bu sübyancılığın sebebi nedir? Yetişkin bir kadınla karşılaşma korkusu olmasın sakın? Bakire bile olsa, erkekleri tanımamış olsa bile, erkeğin ne mal olduğunu anlar. Tek övüncü erkek olmak olan şahıs, kendisinin en muhteşem erkek olduğunu zannedecek bir kıza ihtiyaç duyar. Kadın zaten kötüdür ve yaşadıkça daha da kötüleşir. Kötülük, kadının cinselliğindedir çünkü erkeğin, çok da erkek olmadığını bilmektedir.

        Muhtemelen kadınlar cennette cinselliği hiç yaşamayacaktır. Hatta cennete gitmesi bile çok zordur. Erkekliğe tapanlara göre kadın şeytan, cinselliği bilen ve tanıyan kadın daha büyük bir şeytandır. Eski Türk filmlerine bir bakın, iyi kızlar erkeklerden duygusal zevk alırlar, cinsel zevk alanlar, kötü kadınlardır.  Bunu erkekliğe daha yoğun tapan uluslara bakarsak daha iyi anlarız. Bir ara Mısırlı yazar Necip Mahfuz’un kitaplarını okuyordum seri olarak. Bir ayrıntı ilgimi çekmişti, Mahfuz’un romanlarında hiç iyi kadın yoktu. Adı geçen tüm kadın karakterler kötüydü. Arap dili edebiyatında doktora yapan bir arkadaş, Arap edebiyatının genelinde böyle olduğunu söyledi.

           Bu toplumlarda tecavüz de suç değildir. Kadın, evden, daha doğrusu erkeğinden uzaklaştığı anda suçludur. Doğu ülkelerinden gelen mültecilerin, ilticacı bile olsalar, kadınlara tacize neden bu kadar meyilli olduklarını anlamıyorlar. Afganistan, Pakistan, Mısır gibi pek çok ülkede tecavüz suç değil, tecavüze uğramak suç. Ülkemizde de 2002’de kaldırılan tecavüzcü ile evlenme yasası pek çok Müslüman ülkede yürürlükte. Kaldı ki pek çok defa tecavüze uğrayan kadın, zina ya da fuhuş bahanesi ile idam ediliyor.

           Kadınlar, en başta kendileri için laikliğe sahip çıkmalı, direnmeli. Din adamlarına bir kere kendilerini kaptırdılar mı sadece özgürlüklerini ya da haklarını değil, canlarını bile kaptırırlar. Kadınlar demeli ki, erkekler, penisleri var diye yüce ve yüksek değildirler. Nasıl ki çok zengin olmak ve gösteriş yapmak, hırsızlar için hafifletici sebep değilse,  güzel olmak ve bu güzelliği göstermek de tacizciler için hafifletici sebep değildir.

 

Araştırmacı - Yazar: Sinan KEMAL

Yazar Twitter Link  : twitter.com/sinankemal006

Yazar Blog Sayfa   : http://onbinkitap.blogspot.com.tr

 

TÜM KÖŞE YAZILARIMIZI

OKUMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN


ETİKETLER : Sinan Kemal @sinankemal006 Erkekliğe Tapmak (Erkektir Yapar) ve kadın kurbanlar Atatürk en iyi köşe yazarı köşe yazıları yeşeren kalem Google OduncuTimi Penis düşkünü Türk erkeklerinin zayıf yönü kadınlar ne ister
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer KÖŞE YAZARI haberleri

Yazarlar

En çok okunanlar

E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Yeşeren Kalem
Anket
En Güzel Yeşeren Kalem Tohumu Hangisi?
Akşam Sefası Tohumu
Kahkaha Çiçeği Tohumu
Fesleğen Tohumu
Roka Tohumu
Sarmaşık Tohumu
Yeşeren Kalem
© Copyright 2017 OduncuTimi®. Tüm hakları saklıdır. Bu site Oduncu Timi haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA