USTALARA SAYGI KÖŞESİ

USTALARA SAYGI KÖŞESİ

İçinde ustalara saygı barındıran herkese merhaba. Bundan böyle burada “ustalara saygı” köşesinde buluşacağız
Bu haber 2016-12-06 20:42:48 eklenmiş ve 1584 kez görüntülenmiştir.

USTALARA SAYGI KÖŞESİ

 

İçinde ustalara saygı barındıran herkese merhaba. Bundan böyle burada “ustalara saygı” köşesinde buluşacağız. Tarihimizde önemli yerlere sahip ustalarımızı kalemimiz yettiğince anacağız, saygılarımızı sunacağız. Bu köşeyi oluşturmamızın sebebi; her geçen gün daha da yozlaştırılmaya, ayrıştırılmaya, kutuplaştırılmaya çalışılan toplumumuzu geçmişimize bakarak ortak değerlerimizde bir arada buluşturmak. Bugün her ne olursa olsun, siyaset ne kadar da kötü, korkunç olursa olsun biz geçmişimizin onurlu yürüyüşüne bakıp geleceğimizi inşa etmeye çalışacağız. Bu sorumluluk hepimize düşüyor. Bizler ustalara saygı kuşağıyız, bu kuşağın değerini biliyoruz. Ustalarımızın kim olduğunu biliyor ve onların yolundan ilerliyoruz.

Ustaya saygı bu toprakların özünde mevcut. O halde, özümüze merhaba diyoruz.


Küçük yaşında babasından mahrum büyüyen bir çocuğun şiiriyle başlamak istiyorum köşemize.

Vatanın her köşesini karış karış gezen, kendine ve ailesine ayıracak bir zamanı olmayan bir vatan hizmetçisi. İşte onu küçük oğlunun gözüyle mısralarda okuyunuz.


Hayatta ben en çok babamı sevdim.

Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk 

Çarpı bacaklarıyla ha düştü, ha düşecek

Nasıl koşarsa ardından bir devin,

O çapkın babamı ben öyle sevdim.


Bilmezdi ki oturduğumuz semti,

Geldi mi de gidici hep, hepp acele işi!

Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi.

Atlastan bakardım nereye gitti,

Öyle öyle ezber ettim gurbeti.


Sevinçten uçardım hasta oldum mu,

40’ı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul’a,

Bi helalleşmek ister elbet, diğmi, oğluyla!

Tifoyken başardım bu aşk oyununu,

Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu.

En son teftişine çıkana değin 

Koştururken ardından o uçmaktaki devin,

Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için

Açıldı nefesim, fikrim, canevim.

Hayatta ben en çok babamı sevdim.

 SPONSOR FİRMAMIZI ZİYARET EDİNİZ


Büyük Usta Can Yücel, vatanı için pervane gibi koşturan babasına duyduğu özlemle bu mısraları kaleme almıştır. Kendisi edebiyatımızda çok önemli bir yere sahiptir. Sözünü hiç sakınmayan, lafı her zaman gediğine oturtan bir şairdir. Bütün hayatını şiire adamıştır. Ve vatanını çok sevmiştir. Şimdi milyonlar onun şiirlerini okurken vatanın ücra köşelerini hayal ediyor. Kendisi biraz asabi ve biraz küfürbazdır. Öyle kaba saba değildir. O sadece hak edene lafını esirgememektedir. Siz de hak vereceksiniz ki hep babasına hasret büyümüştür. Bir çocuk olarak babasından uzak büyümeyi ancak yaşayanlar anlamaktadır.


Can Yücel’in hasret kaldığı babası, Cumhuriyetimizin ilk yıllarındaki Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’dir. Onu sadace bir bakan olarak değerlendiremeyiz. O vatanımızda çokça emeği geçen Cumhuriyet büyüklerimizdendir. Cumhuriyetin ilk yıllarında ve daha sonraları da pek çok aktif görevde rol almıştır. Bunları yazmaya ne sayfamız, ne de mürekkebimiz yeter. Ailesini ayda yılda bir görür. Acil durumlarda eşini ve çocuğunu görmeye gidebilir. Canı gibi sevdiği çocuğu tifo olup göğsüne burnunu gömdüğünde dözyaşlarını içine akıtmıştır o dev. Çünkü ülkenin en ucra köşesindeki bir okula emek vermekten yorulmaz. Kazanılan savaşların hakkını cehaletle savaşarak verebileceğine inanır. Bu vatana kanını bağışlayan şehitlerimize borcu olduğunu bilir.

Hasan Ali Yücel lise yıllarında eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalır. Çünkü birinci dünya savaşı çıkınca askere çağırılır. O savaşa canıyla, yüreğiyle, tüm benliğiyle katılır. Askerde azminden dolayı asteğmen ve teğmen olarak lağıyıyla görevini yerine getirir. Askerliğini tamamladıktan sonra yarım kalan lise eğitimini tamamlar. Ardından yükseköğretimini tamamlar. Hasan Ali Yücel eski hocalarının yardımıyla Edebiyat Fakültesinde öğrenci hayatının disiplinini düzenlemek üzere inzibat memurluğuna tayin edilir. Bir yıl kadar bu görevini sürdürür. 

9 Eylül 1922’de Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarıyla İzmir işgalcilerden geri alınır. Hasan Ali Yücel burada Ulu Önderle tanışır.

Aradan geçen yılların ardından maarif vekaleti 33 yaşındaki Hasan Ali Yücel’e verilir.

Mustafa Kemal ülke genelinde incelemeler ve denetlemelerde bulunmak üzere bir geziye çıkmıştır. Burada kendisine Hasan Ali Yücel vekalet edecektir. 

Ulu Önder gezi esnasında yanındakilere “Türk Milleti ne zaman kendini kurtulmuş sayar” diye bir soru yöneltir. Yanındakiler sırasıyla görüşlerini bildirirler. Sıra Hasan Ali Yücel’e geldiğinde Mustafa Kemal’de hayranlık uyandıracak şu cevabı verir. “Paşam, Türk milleti ne zaman kurtarıcı arama ihtiyacını duymayacak hale gelirse, o zaman kurtulmuş olur”. Bu cevap Hasan Ali Yücel’ in eğitim konusunda neden her bireyi bilinçlendirmek istediğini açıkça anlatıyordu. 

1945 yılına gelindiğinde Hasan Ali Yücel Londra’da toplanan ve 43 ülkenin katıldığı UNESCO toplantısında ülkemizi temsil eder. Burada yaptığı konuşmada Birleşmiş Milletlerin eğitim ve öğretim alanında yapacakları iyi işbirliğinin dünya barışının temeli olduğunu vurgular.

Ülkemizde cumhuriyet için pek çok işler yapmıştır. Bunlardan başlıcaları; köy enstitüsünün kuruculuğu. Bunun yanında; felsefe, edebiyat, şiir deneme ve ders kitapları olmak üzere 56 kitabı bulunmaktadır. Kendisi gazetecilik hayatında da adından çok söz ettirmiştir. İçerisinde dönemin edebiyat büyüklerinin olduğu Dergah dergisinde yazıları ve şiirleri yayınlandı. Bu dergide Yahya Kemal, Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve bu vatan için hiç çekinmeden ateşten gömleği giyen Halide Edip Adıvar gibi Cumhuriyet emekçileri yer almaktadır.

Hasan Ali Yücel’in Cumhuriyetimizin ilerlemesi konusundaki çalışmaları saymakla bitmeyecektir.

Büyük ustalarımızın önünde saygıyla eğiliyorum ve yaşamakta olan saygıdeğer ustalarımızın çırağı olmaktan gurur duyuyorum. 


Sizlere şimdilik Büyük Usta Hasan Ali Yücel’ in bir sözüyle veda ediyorum.

“Kütüphanesiz, müzesiz ve tiyatrosuz bir şehirde okul içi kültürün kuvvetli olabileceğine inanmak güçtür.”


Not: Şunu söylemeden edemeyecceğim; Hani bu sıralar Cumhuriyet büyüklerinin isimlerini silmeye çalışıyorlar ya, o büyük isimler aklımıza daha fazla kazınıyor. 


Bir sonraki USTALARA SAYGI KÖŞESİ’nde görüşmek üzere.

Saygılar.


Özhan Ulaş

Yazar Twitter Link: twitter.com/TCOzhan1


ETİKETLER : Özhan Ulaş TCOzhan01 Ustalara Saygı Köşesi Atatürk Türkiye sanat biletix tiyatro müzik en iyi köşe yazarı köşe yazısı sözcü Cumhuriyet @OduncuTimi @mersintwit
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer USTAYA SAYGI haberleri

Yazarlar

En çok okunanlar

E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Yeşeren Kalem
Anket
En Güzel Yeşeren Kalem Tohumu Hangisi?
Akşam Sefası Tohumu
Kahkaha Çiçeği Tohumu
Fesleğen Tohumu
Roka Tohumu
Sarmaşık Tohumu
Yeşeren Kalem
© Copyright 2017 OduncuTimi®. Tüm hakları saklıdır. Bu site Oduncu Timi haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA